AYVALIK…

Yüzyıllardan bu yana zeytinin ve zeytinyağının başkenti olan Ayvalık’ta  zeytin/zeytinyağı üretimi varlığını yıllardır koruyor ve sürdürüyor. Nereye giderseniz gidin her yer zeytin ağacı, her köşede zeytin kokusu… Sanki yemyeşil bir zeytin denizi…

Ayvalık aynı zamanda hızla gelişen, her gün biraz daha öne çıkan bir turizm merkezi… Bu özelliğiyle, sadece ülkemiz sınırları içinde değil, dünyada da giderek daha çok tanınıyor.

Gerçekten çok özel bir coğrafyada ve çok uygun bir destinasyonda yer alıyor Ayvalık… Özenle koruduğu kültürü, benzersiz mimarisi, sıra dışı doğası, tertemiz havası, 100 kilometrelik sahil şeridi, pırıl pırıl denizi, incecik kumu, göz alıcı koyları, şiirsel adaları, yılın on iki ayı dalış olanağı sunan büyüleyici güzellikteki su altı dip yapısı, sanatçılara ilham veren atmosferi ve zengin mutfağıyla her türlü ilgiyi fazlasıyla hak ediyor.

Kendine özgü özelliklerini ve benzersiz güzelliklerini daha yakından tanıyabilmeniz için Monte İda olarak zevkli bir Ayvalık turuna davet ediyoruz sizi…

FABRİKA BACALARI GÖKYÜZÜNÜ SELAMLAR

Denize dik inen dar ama havadar sokaklar, bu sokaklarda sağlı-sollu sıralanmış tablo güzelliğindeki evler, bacaları gökyüzünü selamlayan eski fabrikalar, tarihi değere sahip sabunhaneler, birbirine yaslanmış depolar, insana huzur veren aydınlık camiler, sarmısak taşının oya gibi işlendiği kiliseler, birer birer hayata dönen masalsı yel değirmenleri, dizi dizi balıkçı lokantaları, neşeli gece klüpleri, cıvıltılı kahveler, kaldırımlara taşan sevimli dükkanlar, rengarenk hediyelik eşya tezgahları…

KAHVELERİNİN İÇİNDEN KIRLANGIÇLAR GEÇER

Her şeyin bulunabildiği şenlikli Perşembe Pazarı, leziz ve şifalı otlar cenneti köylü pazarı, görülmeye değer At Arabacıları Meydanı, içinde kırlangıçlar uçan serin Taş Kahve, bizzat kendisi tarih olan Şeytanın Kahvesi, samimi müdavimleri ve ferah dünyasıyla Camlı Kahve, rengarenk manav tezgahlarıyla bolluk müjdecisi Sebze Hali, geçmişi yarınlara taşıyan ve girildi mi çıkılamayan Antikacılar Çarşısı, ziyaretçilerini her bütçeye uygun seçenekleriyle yormadan keyiflendiren Meyhaneciler/Tenekeciler Sokağı, tarihi bir fabrikada kurulu  Zeytin Müzesi, küçük ama zengin Ticaret Tarihi Galerisi…

KIRMIZI MERCANLARI DÜŞTEN FARKSIZDIR

Muhteşem doğan ve harikulade batan bir güneş, bereketli mi bereketli bir deniz, denizin derinliklerinde dalış tutkunlarını bekleyen düşten farksız kırmızı mercanlar, yanıp sönen fenerleriyle insanı hülyalara salan Dolap Boğazı, Türkiye’nin ilk boğaz köprüsü, eğlenceye doyuran tekne gezileri, ilginç adlarıyla merak uyandıran gizemli adalar, sakin koylar, yalnız iskeleler, maceraya çağıran tepeler, doyumsuz mehtap yürüyüşleri…

BAHÇELERİ PARK GİBİDİR, AĞAÇLARINDA BÜLBÜLLER ÖTER

Yaşlı ama mağrur zeytin ağaçları, yeşilin her tonunu sergileyen ulu çamlar, sağlam duruşlu palmiyeler, soylu zakkumlar, imbatla nefes alan avlular, bir kapının dibinden fışkırıp üst katlara tırmanan asmalar, sarmaşıklarla dolup taşan süslü balkonlar, bu balkonlarda gelip-geçeni seyreden nur yüzlü yaşlılar, uzun ve ilginç kapı önü sohbetleri, park gibi bahçeler, güller, papatyalar, gelincikler, düğün çiçekleri, fesleğenler, leylaklar, yaseminler, ballıbabalar, sabahları ağaçtan ağaca seğirterek neşeyle öten bülbüller…

KOCA KULAKLI KEDİLERİ, KIYIDA BALIK BEKLER

Özenle temizlenen ekmek teknesi sandallar, titizlikle örülen/onarılan ağlar, gölgeli duvar diplerinde parakete hazırlayan balıkçılar, balıkçı teknelerinin karşısında “taze balık” bekleyen koca kulaklı kediler, bir coştu mu denizi kabartıp köpürten poyraz, Ayvalık-Cunda arasında pat-pat gidip gelen küçük deniz motorları, yarışsever ve güleryüzlü yunuslar, denize çılgın dalışlar yapan gürültücü martılar, sularda oynaşan yakamozlar…

OTLARIYLA BALIKLARI LEZZET YARIŞINDADIR

Hindiba/arapsaçı/ısırgan/istifno ve daha binbir çeşit ot, lor tatlısı, kelle peyniri, Girit leblebisi, Ayvalık tostu, Kozak üzümü, sakızlı kahve, simit/peynir/çay, ada çayı, koruk suyu, lokma tatlısı, çam fıstığı, buzlu badem, çipura, barbun, karagöz, mercan, sinarit, levrek, gopez, kalamar, ahtapot, karides, karadiken, akivades, ayvada, deniz börülcesi, papalina tava, kaşarlı istiridye, kabak çiçeği dolması, balık köftesi, kakavya, fava, billur gibi zeytinyağı, ev yapımı zeytin…

KÜÇÜKKÖY ZENGİN KÜLTÜR, SARIMSAKLI PIRIL DENİZ DEMEKTİR

Sokakları tarih kokan Küçükköy: 14.-15. yüzyıllardan kalma bir mimari doku, gür ormanlar, pırıl pırıl deniz, sağlık kaynağı bir güneş, Boşnaklara özgü zengin bir mutfak kültürü, kıymalı/peynirli/patlıcanlı/kabaklı el açması nefis börekler, kilometrelerce uzanan kumsalı ve dünya standartlarındaki plajlarıyla Sarımsaklı, hangi yöne bakarsanız bakın denizi göreceğiniz ve dev bir masayı andıran Şeytan Sofrası…

ALTINOVA’YI GÖREN BİR DAHA UNUTMAZ

Ayvalık’a sadece 13 km. uzaklıktaki görmüş geçirmiş Altınova: Tertemiz bir sahil, orman içine serpilmiş püfür püfür piknik ve gezi yerleri, 40 bin dönümü bulan verimli topraklar, pamuk, patates, karpuz, tütün, şeker pancarı, tahıl, memba suyu tadında içme suyu, bembeyaz etli Ege balıkları, her zaman taze deniz ürünleri…

AYVALIK: ZEYTİNİN BAŞKENTİ

Akdeniz bölgesinin geleneksel ürünü zeytin binlerce yıllık bir kültürün adı… Ve zeytin ağacının neredeyse 40 bin yıllık bir tarihi var. Anadolu geçmişten bugüne, zeytin kültürünün en önemli merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Bir başka deyişle, Anadolu ve özellikle Ege kıyıları zeytinin anavatanı…

Türkler zeytin ve zeytinyağı ile Anadolu’ya ayak bastıkları 11. yüzyılda ilgilenmeye başladı. Zeytinyağını değirmen de denilen mengenelerde üretti. Osmanlı kanunnamelerinde zeytin ve zeytinyağının üretimi, vergilendirilmesi ve pazarlanması hükümlere bağlandı. Özellikle Ege Bölgesi’nde elde edilen zeytinyağı büyük miktarlarda İstanbul’a tahsis edilmişti. Bölgedeki en önemli üretim merkezi Ayvalık’tı.

devamı için tıklayınız…

Ayvalık